
Bir zamanlar, yemyeşil vadilerde Dino adında sevimli bir dinozor yaşarmış. Dino, çok meraklı ve cesurmuş. En yakın arkadaşları küçük bir triceratops olan Trito ve kanatlı bir pterodaktil olan Pera’ymış.
Dino’nun yaşadığı köy çok huzurluymuş. Ancak bir gün, köyün hemen yakınındaki büyük yanardağın içinden hafif dumanlar çıkmaya başlamış. Dino ve arkadaşları çok endişelenmiş. Eğer yanardağ uyanırsa, köyleri yok olabilirmiş!
Köyün bilgesi, “Yanardağı sakinleştirmek için eski bir efsaneyi takip etmelisiniz. Efsaneye göre, yanardağın kalbine özel üç taş koymalısınız. Bunlar: Toprak Taşı, Su Taşı ve Rüzgâr Taşı’dır.” demiş.
Dino ve arkadaşları hemen harekete geçmiş. İlk olarak Toprak Taşı’nı bulmaları gerekiyormuş. Ormanın derinliklerinde bir mağaranın içinde olduğunu öğrenmişler. Ancak mağaranın girişi büyük kayalarla kapalıymış. Dino, tüm gücünü kullanarak kayaları itmiş ve taşın saklandığı yeri bulmuş.
Sonra Su Taşı’nı aramaya koyulmuşlar. Bu taşın nehrin derinliklerinde saklı olduğu söyleniyormuş. Dino, suya girmeye cesaret edemese de Trito ona destek olmuş. Beraber yüzerek Su Taşı’nı bulmuşlar.
Son olarak, Rüzgâr Taşı’nı almak için yüksek dağlara tırmanmaları gerekiyormuş. Pera, Dino ve Trito’yu sırtına alarak onları zirveye taşımış. Orada, güçlü rüzgârın savurduğu taşın peşinden koşarak son taşı da almışlar.
Şimdi taşları yanardağın kalbine yerleştirme vaktiymiş. Dino ve arkadaşları büyük bir cesaretle yanardağa yaklaşmışlar. Sıcak lavlar yükselirken taşları yerine koymuşlar. Bir anda, yanardağdan yükselen duman kaybolmuş, yer titremeyi bırakmış ve köyleri kurtulmuş!
Köylüler büyük bir kutlama yapmış ve Dino, Trito ve Pera’yı kahraman ilan etmişler. Dino artık çok iyi biliyormuş: Cesaret ve dostluk her engeli aşabilir!
Ve böylece Dino ve arkadaşları yeni maceralara atılmak için hazırlanmaya başlamışlar.