
Bir varmış, bir yokmuş… Masmavi ağaçların büyülü olduğu bir orman varmış. Bu ormanın adı Mavi Ormanmış. Güneş ışıkları yapraklardan süzülürken, dalların arasından parlayan yıldızlar gibi görünürmüş. Bu ormanda yaşayan hayvanlar çok mutlularmış çünkü ormanın her köşesi sevgiyle doluymuş.
Mavi Orman’ın en meraklı sakini ise küçük bir tavşan olan Minoymuş. Mino, kocaman kulakları ve pofuduk kuyruğuyla her zaman neşeyle zıplarmış. Ama en çok sevdiği şey keşfe çıkmakmış. Bir gün Mino, ormanın en derin yerinde büyülü bir çiçek gördüğünü duymuş. Efsaneye göre bu çiçek açtığında, dilekleri gerçekleştirirmiş.
Mino çok heyecanlanmış. “Bu çiçeği bulmalıyım!” demiş.
Yola koyulmadan önce en yakın arkadaşları Pırıltı adında bir kelebek ve Pofi adında tombul bir sincap ile konuşmuş.
— “Ben büyülü çiçeği bulmaya gidiyorum!” demiş Mino.
Pırıltı kanatlarını çırpmış.
— “Ben de geliyorum! Uçarken daha hızlı görebilirim!” demiş.
Pofi elindeki cevizleri bırakmış.
— “Bensiz olmaz! Ormanda yön bulmada en iyisi benim!”
Üç arkadaş birlikte yola çıkmışlar. Önlerinde büyük bir macera varmış!
İlk Engeli Geçmek
Ormanın derinliklerine ilerledikçe ağaçlar daha sıklaşmış, yol daha zorlu hale gelmiş. Bir süre sonra karşılarına büyük bir nehir çıkmış.
Mino zıplamış ama nehir çok genişmiş.
Pofi bir ağaca tırmanmış ama dallar karşı kıyıya ulaşmıyormuş.
Pırıltı ise uçmuş ama diğerleri onu takip edememiş.
Tam umutsuzluğa kapılacaklarken, Pofi parlak bir fikir bulmuş:
— “Nehirde büyük yapraklar var! Onları bir araya getirirsek kayık yapabiliriz!”
Üç arkadaş dev yaprakları toplayarak küçük bir kayık yapmışlar. Pofi dümeni tutmuş, Mino ve Pırıltı kürek çekmiş. Ve böylece karşı kıyıya geçmişler!
“Başardık!” diye bağırmışlar.
Koca Uyuyan Ayı
Biraz daha yürüdükten sonra bir mağaraya varmışlar. Mağaranın önünde kocaman, pofuduk bir ayı uyuyormuş. Ayının kocaman burnu hışır hışır ses çıkarıyormuş.
Pırıltı fısıldamış:
— “Ayıyı uyandırmadan geçmeliyiz!”
Ama Pofi yanlışlıkla bir ceviz düşürmüş. Tak!
Ayı gözlerini açmış ve kocaman bir esneme yapmış.
— “Kim rahatsız ediyor uykumu?” diye homurdanmış.
Mino cesaretle öne çıkmış:
— “Üzgünüz! Büyülü çiçeği bulmaya gidiyoruz!”
Ayı esnemiş ve gülümsemiş:
— “Hmmm… O çiçeği biliyorum. Ama oraya ulaşmak için dostluğun gücüne ihtiyacınız olacak!”
Ayı tekrar uykuya dalarken, üç arkadaş yolculuklarına devam etmişler.
Büyülü Çiçek
Sonunda ormanın en derin kısmına gelmişler. Gözleri kamaştıran bir ışık yayılıyormuş. İşte Büyülü Çiçek!
Mino heyecanla yaklaşmış. Ama çiçeğin etrafında dikenli çalılar varmış.
Pırıltı uçmuş ama dikenlere takılmamış.
Pofi sıçrayıp bir dal koparmış ve çalıları nazikçe itmiş.
Sonunda Mino çiçeğe dokunmuş ve bir dilek dilemiş:
— “Dostlarımın her zaman mutlu olmasını diliyorum!”
Çiçek parlamış ve sihirli bir ışık dalgası tüm ormana yayılmış.
Mavi Orman daha da güzel olmuş. Ve üç dost, bir araya geldiklerinde her engeli aşabileceklerini öğrenmişler.
O günden sonra Mavi Orman’ın en parlak çiçeği dostluğun sembolü olmuş.
Ve Mino, Pırıltı ve Pofi en güzel maceralarına devam etmişler…