3 Yaş Masalları

Kayıp Zaman Sandığı

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak diyarların birinde, zamanın bile unuttuğu eski bir kasaba varmış. Bu kasaba, her gün aynı saatte çalan büyülü çanlarıyla ünlüymüş. Çanlar çaldığında, kasabanın tüm sokakları huzurla dolarmış. Fakat bir gün, kasabanın çanları aniden susmuş!

Kasaba halkı, ne olduğunu anlamaya çalışırken en meraklı çocuk olan Defne, büyükannesinin eski kitaplarında bir efsane bulmuş. Efsaneye göre, kasabanın altında saklı bir ‘Zaman Sandığı’ varmış ve çanların sesi, bu sandıktan gelen büyülü enerjiden yayılıyormuş. Eğer sandık kaybolursa, zaman kasabada durur ve her şey unutulmaya başlarmış.

Defne, en yakın arkadaşı Efe ile birlikte sandığı bulmaya karar vermiş. Büyükbabasının eski haritasında, kasabanın altındaki gizli geçitlerin yerini keşfetmişler. Maceraya hazır olan iki arkadaş, yanlarına bir fener, ip ve büyüleyici taşlardan yapılmış eski bir pusula alarak yola çıkmışlar.

Zamanın İçine Açılan Kapı

Gizli geçidin girişi, eski saat kulesinin altında yer alıyormuş. Kapıyı açmak için bir bilmeceleri çözmeleri gerekiyormuş. Kapının üstündeki yazıyı dikkatlice okumuşlar:

“Geçmişte varım, gelecekte yokum. Bana sahipken kıymetimi bil, kaybedersen geri dönmem. Ben neyim?”

Defne gözlerini büyütmüş. “Zaman!” diye bağırmış. Anında büyük bir gürültüyle taş kapı açılmış ve yer altına inen merdivenler ortaya çıkmış.

Karanlık Tünellerde

Tünellerde ilerlerken eski zamanlara ait duvar resimleri görmüşler. Birinde, kasaba halkının geçmişte kaybolan zaman sandığını aradığı gösteriliyormuş. Bir başka duvarda ise ‘Zaman Muhafızı’ adı verilen, sandığı koruyan büyük bir varlık çizilmiş.

Tünelin sonuna vardıklarında dev bir taş kapı ve üzerinde parlayan üç yuva görmüşler. Büyükbabalarının kitabında, bu kapının açılması için üç kayıp zaman kristalini yerine koymaları gerektiğini okumuşlardı.

Üç Kristali Bulmak

İlk kristal, ‘Yitik Saat Vadisi’ndeymiş. Vadide ilerlerken zamana yenik düşmüş, yıllardır çalışmayan eski saatler görmüşler. Bir saatin içindeki gizli bölmede ilk kristali bulmuşlar.

İkinci kristal, ‘Sonsuz Anılar Kitaplığı’ndaymış. Burada, kaybolmuş anıları içeren kitaplar varmış. Kitaplardan birini açtıklarında, içinden gümüş gibi parlayan ikinci kristal düşmüş.

Son kristal ise ‘Sessiz Kum Saati Mağarası’ndaymış. Burada her şey o kadar sessizmiş ki nefeslerini bile zor duyuyorlarmış. Mağaranın derinlerinde dev bir kum saati durmuş halde duruyormuş. Efe, dikkatlice saatin altına bakınca üçüncü kristali bulmuş.

Son Kapı ve Zaman Muhafızı

Üç kristali yerine koyduklarında, taş kapı yavaşça açılmış ve karşılarına dev bir sandık çıkmış. Ama sandığın önünde, gözleri yıldız gibi parlayan bir figür durmuş: Zaman Muhafızı!

Muhafız, “Bu sandığı almak için zamanın değerini bilmelisiniz. Eğer zamanın kıymetini anlamazsanız, kasaba sonsuza kadar unutulmaya mahkum olur,” demiş.

Defne, büyükbabasının ona öğrettiği bir sözü hatırlamış. “Zaman, en değerli hazinedir. Onu akıllıca kullanmalıyız.” Muhafız gülümsemiş ve onlara yolu açmış. Sandığı açtıklarında içinden altın renkli bir saat çıkmış ve çanların sesi yeniden duyulmaya başlamış.

Kasabaya döndüklerinde herkes onları alkışlarla karşılamış. Artık çanlar yeniden çalıyor ve zaman tekrar akıyormuş. Defne ve Efe, bu maceradan sonra zamanın değerini asla unutmamaya karar vermişler.

Ve kasaba, o günden sonra zamanın kıymetini bilen insanların yaşadığı, büyülü bir yer olarak kalmış.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ayrıca Kontrol Edin
Kapat
Başa dön düğmesi