3 Yaş Masalları

Altın Anahtar ve Gizemli Kapı

Bir varmış, bir yokmuş. Uzak diyarların birinde, büyülü bir ormanın kenarında küçük bir köy varmış. Bu köyde yaşayan herkes, eski bir efsaneyi konuşurmuş: “Altın Anahtar’ı bulan kişi, gizemli kapıyı açar ve büyük bir sırrı keşfeder.”

Bu efsane, küçük ve meraklı bir çocuk olan Arda’nın en büyük hayali olmuş. O, her gün ormanda dolaşarak bu anahtarı ararmış. Ormandaki yaşlı bilge baykuş, Arda’ya hep şöyle dermiş: “Gerçek hazineyi bulmak için cesur, sabırlı ve akıllı olmalısın.”

Bir gün Arda, gökyüzünden süzülen ışıl ışıl bir kelebek görmüş. Kelebeği takip ettiğinde, büyük bir meşe ağacının altında parlak bir şey fark etmiş. Eğilip baktığında bu şeyin eski, işlemeli bir anahtar olduğunu görmüş! “Bu, efsanedeki Altın Anahtar olabilir!” diye heyecanla bağırmış.

Anahtarı eline alır almaz rüzgar hafifçe esmeye başlamış. Ormanın derinliklerinden bir ses duyulmuş: “Eğer bu anahtarın sırrını çözmek istiyorsan, üç kapıyı geçmelisin.” Arda biraz korksa da, maceraya hazırmış.

İlk kapıyı bulmak için yaşlı bilge baykuşun yanına gitmiş. Baykuş, “Birinci kapı, bilgelikle açılır. Eğer bilmeceyi çözersen, yoluna devam edebilirsin.” demiş. Sonra şu bilmeceyi sormuş:

“Gece olunca parlarım, Gündüz kaybolurum. Beni görmek için yukarı bakman yeterli. Ben neyim?”

Arda hemen cevabı bulmuş: “Yıldız!” Baykuş kanatlarını çırpmış ve önündeki eski taş kapı açılmış.

İkinci kapıyı bulmak için nehir kenarına gitmiş. Burada konuşan bir balık onu karşılamış. “İkinci kapıyı açmak için cesaretini göstermelisin. Suyun altındaki inciyi alabilir misin?” demiş.

Arda derin nefes almış ve suya dalmış. Nehir soğukmuş ama pes etmemiş. Dibinde parlayan inciyi bulmuş ve suyun yüzeyine çıkmış. O anda suyun üstünde bir kapı belirivermiş. Kapı kendiliğinden açılmış!

Üçüncü kapı ise ormanın en karanlık köşesinde yer alıyormuş. Önünde büyük bir taş levha varmış ve üzerinde “Gerçek hazineyi görmek için kalbine bak.” yazıyormuş. Arda bir an düşünmüş ve kendine şunu sormuş: “Ben gerçekten ne istiyorum?”

Arda, sadece bir hazineyi bulmak değil, bilgelik ve cesaret kazanmak istediğini fark etmiş. O anda kapı sihirli bir şekilde açılmış ve Arda içeride büyülü bir ayna görmüş. Aynaya baktığında, içinde ne kadar cesur, zeki ve iyi kalpli biri olduğunu anlamış.

Tam o sırada yaşlı bilge baykuş ortaya çıkmış. “İşte gerçek hazine bu! Kendini tanıman, cesaretini keşfetmen ve aklını kullanman!” demiş.

Arda, büyük bir mutlulukla köyüne geri dönmüş. O artık bir kahramandı, çünkü en büyük sırrı çözmüştü: Gerçek hazine, insanın içindeki güç ve bilgeliğiydi.

Ve böylece Arda, cesareti ve zekasıyla tüm köye ilham olmuş. O günden sonra, herkes onun macerasını anlatmış ve çocuklara, “Gerçek hazineyi keşfetmek için kendinizi tanıyın,” demişler.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ayrıca Kontrol Edin
Kapat
Başa dön düğmesi